Ekim ayının son güneşli günlerinde gözümü Kalimnos (Türkçe Kelemez) adasına diktim. Bir gün bir gece için Kos’tan zıplamak üzere plan yaptım. Adım adım nasıl gittim, ne yaptım, ne yedim, nerede kaldım anlatıyorum…
Önce Ulaşım:
Feribot biletini ferry scanner sitesinden aldım. Ben web kullandım ama aplikasyon da iyi. Kos’ta arkadaşımla iki gece geçirdikten sonra yola solo devam ettim. Cuma sabahı 10.15’e Dodekanios feribotuna biletim vardı. Kalimnos feribotları Kos kalesi surları önündeki limandan kalkıyor; Bodrum feribot limanının tam karşısında, öteki uçta.
Dönüş için ise Bluestar birliğinden Superfast feribotuna ertesi gün 11.10’a bilet aldım. Çünkü aynı gün Kos’tan Bodruma dönmeden bir şeyler yemek istedim. Ayrıca bu ikili fiyat & zamanlama açısından en uygunlarıydı. Fakat seçenek bol.


Gezinti:
Dersimi önceden çalışıp gitmek istediğim yerleri haritada işaretlemiştim. Ama araç kiralamadan ne kadarına gücüm yeter emin değildim. Nitekim adaya varınca anladım ki tepedeki Manastıra yaya tırmanmak her yiğidin harcı değil. O yüzden sırasıyla şuralara gittim:
- Nautical Museum of Kalimnos
- Erken kapanıyor (14.00) o yüzden ilk. Zaten de limanın ortasında.
- Adanın denizcilik ve sünger avcılığı geçmişi üzerine küçük ama sevimli bir müzecik. Ayrıca ücretsiz!
- Mihmandar Skevos beyefendi ise çok canayakın. Ayrılırken kendimi ona İstanbul’da rehberlik vaat ederken buldum. 😀
- https://maps.app.goo.gl/FPiZctJkemki28rd6?g_st=ac



- Kelemez Arkeoloji Müzesi
- Müze 15.30’da kapanıyor, 15.00 son giriş. Akşama bırakmayın derim.
- Limanın arkasındaki tepede, kuzeye doğru tırmanarak, ara sokaklardan çıktım. Şehrin tadını çıkararak yürürken bir taşla iki kuş vurdum.
- Yine küçük ama sevimli bir müze; kesinlikle 5 euro girişe değer. İçinde güzel parçalar var ve hızlıca geziliyor.
- https://maps.app.goo.gl/LSf4E5bVNiARNu6f8?g_st=ac



- Chrysocheria Castle (Kale) & Yeldeğirmenleri
- Saati yok, bilet yok; direkt geziyorsun.
- Müzeden içeri doğru yine sokak aralarından yürüyerek gittim. Yol 27 dk gösterdi ama son yokuşu tırmanış biraz daha sürdü! O yüzden kaleye nefes nefese vardım.
- Tepeye merdivenden tırmanıp manzaranın tadını çıkardım. İçinde gezilecek bir yer yok. Merdivenleri takip edip yeldeğirmenlerine yöneldim.
- Kale ile değirmenler arasında bir patika var. Onu aşıp değirmenlerin etrafında dolaştım. İçlerine girilmiyordu.
- Oradan aşağı direkt geçiş yok, tekrar en üst değirmen hizasına çıkıp ara yoldan merkeze yöneldim.
- https://maps.app.goo.gl/spVfy95zLNEAVzBH7?g_st=ac



- Süngerciler
- İrili ufaklı sünger dükkanı var ama iki tanesi çok büyük. Ben birinin önünden geçip Sponge Warehouse isimli olana girdim.
- https://maps.app.goo.gl/bMoWHDYhWxgcgoet5?g_st=ac
- Bizde de sünger avcılığı bol olduğu için onlardan daha çok sabunlar ilgimi çekti. İçine minik süngerler yerleştirilmiş el yapımı sabunlardan hediye aldım.
Yemek:
Sezon sonunda adada her yer açık değil, onu söyleyeyim. Ben yolumun üstünde gözüme kestirdiğim, Google Haritalar’da puanı da iyi olan bir yerde kahvaltı yaptım.
Oasis Cafe Bar: https://maps.app.goo.gl/N9RoNDNkFJeewhx69?g_st=ac
Akşam yemeğini de asıl hedeflediğim yerde kapalı olduğundan yiyemedim. Sonraya not ettim, çünkü egede büyük bir balıkçı filosu olan ünlü bir balıkçı imiş. Yerine yine tavsiye edilen başka bir balık lokantasına gittim.
İlk tercih: Manios Fish Tavern
https://maps.app.goo.gl/pcDX3hbhpwkvbdXo7
İkinci tercih: Mamouzelos Seafood Restaurant
https://maps.app.goo.gl/yu1s8AuLwVvKQvMf7?g_st=ac



Konaklama:
Tek başıma giderken Airbnb’den daha ekonomik olduğunu düşündüğüm için Booking’den yer tuttum. Limanın hemen arkasında oda zannettiğim yer komple daire çıktı. Tatlı bir Yunan teyzenin üst katı 1+1 ve tertemiz, mis gibi; üstelik ferah olduğu kadar şık ve önünde uzun bir balkonu var. Tüm camlardan sineklik var. Bir de cömert ikramları ile kalp kazanıyorlar… meyveler, tatlı, şaraplar, kahveler, kremalar, dondurmalar ve atıştırmalıklar doluydu! Her yere yürüme mesafesinde konforlu ve keyifli.
https://goo.gl/maps/a1uH5h9HZtijCBuP9?g_st=ac
Booking.com’da Casa Bianca tesisine bir göz at! https://www.booking.com/Share-0cz2Da
Aman Dikkat:
- Adaya giderken kullandığım feribot ile dönüşte bindiğim feribot farklı iskeleler kullandı. Dodekanios ve diğer küçük / orta boy feribotlar limanın ağzındaki yere yanaşıyor. Dönüşte bindiğim Superfast XI ise cruise tipi büyük bir feribottu. O limanın ucunda, daha ileride bir iskeleye yanaştı. Allahtan erken gitmiştim, aceleyle öteki tarafa yürüme vakti kaldı. Arada bi 10 dk mesafe var.
- Adada sezon sonunda bile siesta uygulanıyor. Kos gibi daha turistik adalarda, özellikle sezonda siesta saatlerinde de açık yer bol oluyor. Ama burada 15.00 sonrası 18.00’e kadar çoğu yer kapalı. Lokantalar da genelde 19.00 gibi açılıyor.
- Ada merkezi Güneydoğu – Kuzeybatı aksında ve sağlı sollu yüksek tepelerle çevrili olduğundan güneş bu mevsimde bu tepelerin ardından erken kayboluyor. Dolayısıyla erkenden gölge oluyor. Benim için sorun olmadı çünkü hava harikaydı. Ama yanınıza fazladan bir katman giyecek bulundurmakta fayda var.



Sonuç:
Kalimnos’a tekrar gelirim! O kadar sevimli ve enerjisi o kadar tatlı ki… Kaldığım dairenin ve sahibi ana kız ikilinin de etkisi olabilir. Ama merkezdeki gezilecek yerleri bir günde bitirdim. O yüzden daha sıcak mevsimde gelip denizi ve adanın diğer taraflarını keşfetmeyi tercih ederim.
Bir de adaya özgü bir lezzet var tadamadığım: Spinialo (deniz kestanesi ile yapılan bir meze imiş) yemek istiyorum! İçimde kalmasın! Yancılarını da eksik etmeyiz. 😉



